43 dakikada
100.000 $ matcha

- Ne satıyor
- Japon matcha ve hojicha, başlangıç kitleri, aksesuar
- Kuruluş
- 2024, Ashley Alexander ("ur mom ashley")
- Fiyat
- 30 g matcha ve hojicha 27–39 $, kitler ve setler 116–137 $
Bu sunumda ne öğreneceksin
- 01 Bir creator markası neden ilk günden satabiliyor, çoğu neden satamıyor
- 02 Nami'nin üç parçalı içerik stratejisi: temel, değer, estetik
- 03 322 bin izlenen videoda ürünün neden sadece birkaç saniye göründüğü
- 04 "Matcha Mob": takipçiyi müşteriye, müşteriyi savunucuya çeviren topluluk
- 05 Estetiğin süs değil, hedefleme aracı olması
- 06 Aynı sırayı kendi markanda nasıl kurarsın
Karşılaşacağın terimler
Markanın içeriğini ajans ya da reklam ekibi değil, kurucunun kendisi taşıyor. Yüz, ses ve karar aynı kişide.
Nami'nin topluluğu. Takipçiler sosyal medyadan e-posta ve SMS listesine taşınıyor. Erken erişim, perde arkası, anketler.
Ürün herkese açılmadan önce sadece listedekilere satışa açılıyor. İlk talep orada ölçülüyor.
Reklamın marka hesabıyla kişinin hesabından birlikte yayınlanması. Akışta "namimatcha, Ashley Alexander ile" diye görünüyor.
Nami Matcha
kim, ne satıyor?
Önce markayı tanı. Çünkü bu küçük bir yan proje değil.
Nami, YouTube'da "ur mom ashley" adıyla bilinen Ashley Alexander'ın matcha markası.
Shopify'ın kendi blogunda anlattığına göre Nami bugüne kadar 139 ülkede müşteriye ulaştı ve 6 milyon doların üzerinde gelir üretti.

Sitesine telefondan girdiğinde şu an setler indirimde. The OG Collection 171 dolar yerine 136,80 dolar.

Birkaç saniye sonra bir pop-up açılıyor. Ve benim en dikkatimi çeken şey burası oldu.

%40 indirim için senden e-posta istemeden önce bir soru soruyor: matcha yolculuğunda neredesin? Seçeneklerden biri de şu: "Here for Ashley."
Yani marka, insanların bir kısmının ürün için değil, Ashley için geldiğini biliyor. Ve bunu saklamıyor, listeyi buna göre ayırıyor.
Peki reklam tarafı?
Şu an Meta Reklam Kütüphanesi'nde ABD için yaklaşık 66 aktif reklam var. Ama hepsi aynı şekilde yayında: "namimatcha, Ashley Alexander ile."

Ve reklamların içi ne? Tadım videoları. Tarifler. "Matcha Mob'a bugün saat 3'te açılıyor" duyuruları. Yani reklam bile Ashley'nin kendi videosu.
Ürün çıkmadan
alıcı hazırdı.
Çoğu yerde "45 dakikada 100 bin dolar" diye geçiyor. Markanın kendi paylaştığı vaka çalışması daha net: 43 dakika.

Lansmanda reklam yok. İndirim kampanyası yok. Ünlü iş birliği yok.
Peki bu talep nereden geldi?
Üç parçalı bir içerik stratejisinden: önce güven, sonra değer, hepsinin üstünde tek bir estetik.
Önce ürün değil.
Önce güven.
Ashley önce ürün çıkarmadı. Önce güven oluşturdu.
YouTube kanalı 2013'ten beri açık. Matcha bu kanalın yıllardır tanıdık bir parçası: tarifler, günlük videolar, Japonya gezileri.

Yani lansman günü kitlenin tepkisi şu olmadı:
Yüzünü herhangi bir ürüne koyan creator. Kitle ürünü değil, iş birliğini görür.
Ürün yeni, ilişki eski. Kitle zaten içtiğini gördüğü şeyi alıyor.
322 bin izlenme.
Birkaç saniye ürün.
İkincisi: içeriklerin amacı sürekli ürün satmak değil.
Nami'nin Instagram hesabına baktığında kusursuz ürün fotoğraflarıyla dolu klasik bir marka hesabı görmüyorsun.

Tarifler görüyorsun. Fikirler görüyorsun. İzleyip gerçekten uygulayabileceğin içerikler görüyorsun.
Mesela şu matcha kaplı çilek videosu:


Peki neden?
Çünkü içerik "Ürünümüzü satın alın." demiyor.
Yani sadece ürünü göstermiyorlar. Onun yerine ürünü kullanmak için bir sebep veriyorlar.
Bitmiş ürünü değil,
kuruluşu izletiyor.
Ashley'nin bir de "Matcha of the Day" (Günün Matcha'sı) diye geçen bir serisi var.
Her gün içeceğini hazırlarken bir yandan markanın arkasında neler olduğunu anlatıyor:
- 01 Hangi matchayı tedarik edecekler?
- 02 Ambalaj neden böyle?
- 03 Şirket için sırada ne var?

Ama asıl olay bundan sonra başladı.
Bu şeffaflığı içerikle sınırlı tutmadılar. Takipçileri e-posta ve SMS listesine taşıdılar ve ona bir isim verdiler: Matcha Mob.

Mob üyelerine ürünün özellikleri ve renk paletleri anketle soruldu, perde arkası içerik sadece onlara gitti. Lansmanda listede yaklaşık 38 bin kişi vardı.
Alıcı, takipçi,
sonra savunucu.
Bu şeffaflık zamanla müşteriyi sadece satın alan biri olmaktan çıkarıp markanın yolculuğunu takip eden birine dönüştürüyor.
Bunun en net görüntüsü ilk New York pop-up'ı:

Etkinliğe 1.300'den fazla kişi geldi, yedi saat boyunca dakikada bir içecek servis edildi ve tüm ürünler tükendi: 23.000 doların üzerinde satış.
Sonra savunucu kendi içeriğini üretmeye başlıyor. Nami'yi aratınca markanın değil, müşterilerin videolarını görüyorsun:

Kimse kimseye "video çek" demedi. Ürünün yolculuğunu baştan beri izleyen insan, ürün eline geçince kendisi anlatıyor.
Bütün bunları
tek bir dünyaya sar.
Son olarak Nami bütün bunları çok net bir marka dünyasının içine yerleştiriyor.


Hepsi aynı kişiye hitap ediyor. Bu kitleyi en iyi anlatan tabir bence şu: "Pilates ve charcuterie kitlesi."
Sonuç?
Büyüme durmadı.
Bugün Nami'nin Instagram hesabına bakınca:

Ve dikkat et: büyüdükçe strateji değişmemiş. Feed hâlâ tarif. Bio hâlâ "currently drinking a matcha latte". Reklama para verdikleri gün bile reklamın yüzü yine Ashley.
Önce güven.
Sonra değer. Sonra ürün.
Bence burada markaların anlaması gereken şey şu:
Her gönderi ürün çekimi. Her video "link bio'da". Kitle reklam izlediğini biliyor ve kaydırıyor.
Yıllarca aynı şeyi yaşa, öğret, kararlara ortak et. Ürün çıktığında satın almaya hazır bir topluluk zaten orada.
Ashley yıllarca matcha hakkında içerik üretti. Sonra kendi ürününü çıkardı. Ürünü her videonun merkezine koymak yerine insanların gerçekten izlemek isteyeceği içerikler üretti. Ve hepsini tek bir marka dünyasının altında topladı.
İyi founder-led content tam olarak böyle çalışıyor. Ashley ve ekibinin işi gerçekten iyi.
📌 Çıkarılacak Ders
…ve sende nasıl karşılık bulur
Sende karşılığı: Kurucu olarak ürününün kategorisinde her hafta bir içerik çek. Satış yok, link yok. Sadece kullanım, deneme, fikir.
Sende karşılığı: Son 10 gönderine bak. Kaçı ürün çekimi, kaçı izleyicinin bir şey öğrendiği içerik? Oranı tersine çevir.
Sende karşılığı: Lansmandan önce bir bekleme listesi kur. Pop-up'ına tek bir soru ekle. Ambalaj ya da renk için iki seçeneği listeye sor. Satışı önce onlara aç.


