Markayı değil,
kuranı göster.
Bu sunumda ne öğreneceksin
- 01 İnsanlar neden başkasının sıradan gününü dakikalarca izliyor
- 02 21 gönderiyle 60 bin takipçiye çıkan burrito markası ne yaptı
- 03 Açılış günü sıfır müşterisi olan kafe nasıl 400 binlik bir kitle kurdu
- 04 Nusret, CZN Burak ve Oğuz Alper Öktem kurucu içeriğinde ne gösteriyor
- 05 İzleyiciyi destekçiye çeviren şey ne
- 06 Yapay zekâ çağında bunun değeri neden artıyor
- 07 Kurucu serisi şablonu ve 25 içerik fikri
Karşılaşacağın terimler
"Benimle bir gün geçir" formatı. Sabahtan akşama sıradan anlar, saat damgalarıyla. Konu olay değil, kişinin kendisi.
Founder-led content. Markayı kuran kişinin kameraya geçip işini kurma sürecini anlattığı içerik. Reklam değil, yolculuk.
Numaralı, aynı formatta devam eden içerikler. "Bölüm 11", "37. gün" gibi. İzleyiciye bir sonraki bölümü bekleme sebebi verir.
İzleyicinin hiç tanışmadığı birine karşı tanıdıklık ve yakınlık hissetmesi. Destekçi kitlenin temeli bu.
Sıradan olan,
içeriğin kendisi oldu.
Şu anda başkalarının hayatını izleme içeriklerinin altın çağını yaşıyoruz.
"Mesai öncesi rutinim." "İşten çıktıktan sonra yaptıklarım." "Benimle bir gün geçir."
Hatta bazen insanların neredeyse hiçbir şey yapmadığı videolar milyonlarca izleniyor. Kahve yapıyor, ders çalışıyor, eve dönüyor. O kadar.

Ve daha ilginç olanı: bu videoların çoğunda ne bir ürün var, ne bir mesaj. Sadece bir insan ve onun günü.
İçerik değil,
hikâye takip ediliyor.
Benim teorim şu: insanlar artık sadece bilgi ya da eğlence için içerik tüketmiyor. Başka insanların hayatına dahil olmak için de tüketiyor.
İki markada bu zincirin sonucu şöyle görünüyor:
İkisinin de büyük bir reklam bütçesiyle başlamadığını unutma. Tek yaptıkları, işi kurarken kamerayı açık tutmak.
Neden başkasının
gününü izliyoruz?
Psikologlar röntgenciliği çok basit tanımlıyor:
Kulağa biraz karanlık geliyor, biliyorum. Ama olgu bu.
İnsanlar her zamankinden daha hareketsiz ve daha az sosyal. Sonuç olarak hayatı başkalarının içeriği üzerinden deneyimlemeye çalışıyorlar.
Nasıl çalışıyor? Sabah ne yapıyor? İşini nasıl kuruyor? Bugün ne ters gitti? Yarın ne olacak?
Bir süre sonra içerikten çok, kişinin hikâyesini takip etmeye başlıyorsun. Ve bir hikâyenin sonunu merak eden kişi, bir sonraki bölüm için geri gelir.
İşimi bıraktım,
burrito şirketi kurdum.
Bad Hambres, Phoenix'te dondurulmuş fasulyeli ve peynirli burrito satan bir marka. Kurucusu Hank Murphy.
AZFamily'nin anlattığına göre Hank Nisan 2024'te, kurumsal işindeyken kendi mutfağında 120 burrito yapıp arkadaşlarına satarak başlıyor. Sonra online sipariş açılıyor: önce 300, sonra 600, 800 ve sonunda bir günde 1.000 burrito. Ardından işini bırakıyor.
Ve bütün bunları "İşimi bırakıp dondurulmuş burrito şirketi kurdum, bakalım nasıl gidiyor" diye bir seri olarak paylaşıyor.
Seri ilk yayıldığında hesapta sadece 21 gönderi ve 60,2 bin takipçi vardı. Bugün profil böyle:

Benim en dikkatimi çeken şey bu etiket oldu. Seri numaralı. İzleyici hangi bölümde olduğunu biliyor. Kavga da, batma korkusu da bölüm oluyor.
Peki takipçi satışa dönüyor mu? Moneywise'ın haberine göre Bad Hambres bugün milyon dolarlık bir işletme ve özel ürün çıkışları dakikalar içinde tükeniyor.


Site de aynı dili konuşuyor: "internetin favori dondurulmuş burritosu". Kitleyi internette kurdukları için bunu söyleyebiliyorlar.
Siteye girdiğin anda da e-posta istiyor, ama indirimle değil. "Burritonu ne zaman gönderebiliriz?" diye posta kodunu soruyor:

Ve kurucu içeriği reklamın yerine geçmiyor, yanında duruyor. Bad Hambres'in şu an Meta'da yaklaşık 8 aktif reklamı var. Kitleyi seri kuruyor, reklam da ısınmış insanlara satıyor.
19 yaşında kafe.
İlk gün sıfır müşteri.
Tom Oswald, Avustralya'nın Adelaide şehri yakınlarında, 19 yaşında küçük bir kafe açıyor: homeboy.
Açılış günü tek bir müşteri bile gelmiyor. Tom bunu TikTok'ta olduğu gibi anlatıyor. Ve video patlıyor.
Ondan sonra "19 yaşında kafe açmanın 37. günü" gibi numaralı bölümlerle devam ediyor. Bazı videoları milyonlarca kez izleniyor; seride 9,3 milyon izlenmeye çıkan video var.

Sonuç? Küçük bir pop-up kafe, Kasım 2024'te Adelaide şehir merkezinde kalıcı bir dükkâna taşınıyor. Hughes PR'ın duyurusuna göre Tom o noktada TikTok ve Instagram'da 500 binden fazla takipçiye ulaşmıştı.
Ama asıl olay bundan sonra başlıyor. Kafeyi hiç görmeyecek insanlar da markanın parçası olmak istiyor. homeboy artık kendi kahve çekirdeğini online satıyor:

Yani seri sadece kafeye müşteri getirmiyor. Dünyanın öbür ucundaki izleyiciyi de alıcıya çeviriyor.
Bunu bizde de
kurucular yapıyor.
Bunun sadece Amerika'da ya da Avustralya'da işleyen bir şey olduğunu düşünme. Türkiye'de de kurucusunu kameradan tanıdığımız markalar var. Üçü de ayrı bir şey öğretiyor.
Kurucunun bir imzası olsun.
Nusret Gökçe ilk Nusr-Et'i 2010'da İstanbul'da açıyor. 7 Ocak 2017'de Instagram'a kendi elleriyle et kesip tuzladığı kısa bir video atıyor ve hareket dünyaya yayılıyor. CNBC'nin anlattığına göre bir yıl sonra dünyada 13 restoranı vardı.
Benim en dikkatimi çeken şey: videoda slogan yok, kampanya yok. Kurucu, et ve hep aynı hareket. O hareket markanın imzası oluyor.

Her gün aynı format.
Burak Özdemir ilk lokantasını İstanbul Aksaray'da açıyor. Videolarının iskeleti yıllardır değişmiyor: dev bir porsiyon, kameraya bakan bir gülümseme, arkada mutfak.
Yani izleyici neyle karşılaşacağını biliyor. Bölüm numarası yok ama her video bir öncekinin devamı gibi. Ve bugün biyografisinde İstanbul'dan Dubai'ye, Bağdat'tan Çin'e şube listesi yazıyor.

Kurucu, markanın sesi.
Martı'yı 2018'de kız kardeşi Sena Öktem'le kuruyor. Şirket Temmuz 2023'te New York Borsası'nda işlem görmeye başlıyor.
Ama asıl ilginç olan şu: Martı'nın önemli anlarını kurumsal bir açıklamayla değil, kendi kamerasından anlatıyor. Martı TAG'in nasıl çalışacağını kendisi anlatıyor. Bir gün direksiyona geçip "Bugün ben de Martı TAG sürücüsüyüm" diye paylaşıyor. YouTube'daki son videosunun adı bile bir yolculuk: "18 ayda sıfırdan milli takıma seçildim."

İzlemiyorlar,
destekliyorlar.
Burada daha önemli bir şey oluyor. İnsanlar artık sadece videoları izlemiyor. Yolculuğun bir parçası oluyor.
Bu iki markanın videolarının altındaki yorumlar şöyle:
Düşünsene. Bu insanlar birbirini tanımıyor bile. Ama aylarca aynı kişinin hikâyesini izledikleri için markanın başarılı olmasını istemeye başlıyorlar.
Görür, kaydırır, geçer. Ürünü beğenir ama bir sonraki reklamda unutur.
Takip eder, yorum yazar, arkadaşına atar, gelir. Ürünü alırken bir insana destek olduğunu hisseder.
Herkes görsel üretebilir.
Kimse senin hikâyeni yaşayamaz.
Yapay zekâ içerik üretimini bu kadar kolaylaştırırken, bence bunun değeri daha da artacak.
Metin, görsel, video, ses. İyi görünen bir reklam artık herkesin elinde.
Senin yolculuğun. İlk müşterin, ilk hatan, ilk çalışanın. Gerçekten yaşanmış olanı.
Bizim çalıştığımız e-ticaret markalarında da ilk baktığımız şeylerden biri bu oluyor: kurucu kameraya geçebilir mi? Çünkü rakibin kopyalayamayacağı tek kreatif kaynağı o.
Ve kritik nokta şu: bunun için hayatının inanılmaz ilginç olması gerekmiyor.
dışarıdan izleyen için hikâyenin kendisi.
Kurucu serisi
nasıl kurulur?
İki markanın serisi aynı iskeleti kullanıyor. Ekran görüntüsünü al, bu senin şablonun:
- "İşimi bıraktım, dondurulmuş burrito şirketi kurdum. Bakalım nasıl gidiyor."
- "19 yaşında kafe açmanın 37. günü."
- "Kendi cilt bakım markamı kuruyorum, 12. gün."
- "Senin serin: ………………………………"
- Seriyi numaralandır. "Bölüm 11" izleyiciye hikâyenin devam ettiğini söyler.
- Aynı formatta devam et. Aynı açılış cümlesi, aynı etiket, aynı kapak dili.
- Başarısızlığı da göster. Sıfır müşteri, ilk kavga, yanlış ambalaj. En çok bağ kuran bölümler bunlar.
- Her yoruma cevap ver. Destekçi, görüldüğünü hissettiği yerde kalır.
- İlk 2 saniye: seri adı + bölüm numarası ekranda.
- Orta: bugün ne oldu? Tek bir olay, tek bir duygu.
- Son: yarın ne olacak? Bir sonraki bölüme küçük bir merak bırak.
Yarın çekebileceğin
25 kurucu içeriği
Hepsini tek tek çekmen gerekmiyor. Her gruptan birini seç, ilk haftanın serisi hazır.
- İşimi neden bıraktım / bu markayı neden kurdum?
- İlk ürünü mutfakta / evde nasıl yaptım?
- Bu işe ne kadar parayla başladım?
- Ailemin ilk tepkisi.
- Bölüm 1: bugünden itibaren her şeyi göstereceğim.
- Kurucu olarak bir günüm, saat saat.
- Bugünkü siparişleri birlikte paketleyelim.
- Ürün nasıl üretiliyor, baştan sona.
- Tedarikçiyle görüşmeye gidiyorum.
- Ofis / atölye / depo turu.
- Bugün her şey ters gitti.
- İlk iade / ilk kötü yorum ve ne yaptım.
- Yanlış ürettiğim parti.
- Ortağımla ilk anlaşmazlığımız.
- Bırakmayı düşündüğüm gün.
- İlk 100 sipariş.
- İlk çalışanımı aldım.
- Yeni ofise / atölyeye taşınıyoruz.
- Yeni ürün çıkıyor: ilk kez gösteriyorum.
- Bir yıl önce bugün neredeydik?
- Yeni rengi / tadı siz seçin.
- Gelen yorumları videoyla cevapla.
- Bir müşterinin mesajını okuyorum.
- Ambalajın iki versiyonu: hangisi?
- Bu ay hedefimiz şu, tutturabilecek miyiz?
Reklam ürünü satar.
Seri, kuranı.
Bence burada markaların anlaması gereken şey şu:
Ürün fotoğrafı, kampanya, indirim. İyi görünür ama herkes aynısını yapabilir. İzleyici bir sonraki reklamda unutur.
Numaralı bir yolculuk. İzleyici bölüm bölüm bağlanır, yorumda destek olur, alırken bir insana güvenir.
Destekçi bir insanın kazanmasını ister.
Bad Hambres da homeboy da bunu reklam bütçesiyle değil, kamerayı açık tutarak kurdu.
📌 Çıkarılacak Ders
…ve sende nasıl karşılık bulur
Sende karşılığı: Formülü doldur: [bıraktığım şey] + [kurduğum şey] + [kaçıncı gün]. Bu hafta Bölüm 1'i çek.
Sende karşılığı: Son bir ayda ters giden üç şeyi yaz. Her biri bir bölüm.
Sende karşılığı: Seriyi izleyen biri bugün senden ne alabilir? Online alınabilen bir ürün ve e-posta yakalayan bir sayfa olsun.


